Nübüvvet Nehrinden Damlalar: Kırk Yağmur Damlası

2011-01-20 07:31:15

Allahu Teala insanları farklı yeteneklerle ya­ratmıştır. Bu yetenekleri doğrultusunda çalışan insanların, yönelişleri onların kulluklarıyla doğ­rudan alakalıdır. "O, hanginizin daha güzel iş ya­pacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, el-Azizu'l-Ûafur'dur." (el-Mulk: 67/2) O halde Allahu Teala'nın bizde var ettiği yetenekleri, O'nun rızası doğrultusunda kullanıp, yapabilece­ğimizin en güzelini yapma gayretimiz, imtihanı­mızın şuurunda olmak demektir.

Müslüman şair, kulluğunun şuuruyla, duyan, fark eden ve bunu rakik ve dakik ifadelere döken insandır. Büyük İslam Şairi Muhammed İkbal der ki: "Şair, milletin göğsünde kalb gibidir; şairi ol­mayan bir millet, bir yığın topraktır." (M. İkbal, Cavidname, s. 146) Tabii bu şair, İslami tefek­kürü şiirinde yansıtır, İslami esaslar onun şiiri­nin sınırlarını çizer. Sadece sanat yapmak için, hissetmediği, tefekküründe şahsiyetine mal et­mediği fikirleri söylemez. Böylece, ihlas, takva ve salih amele dayalı İslami bir toplumun çarpan kalbi olur şair. Yaşamadığını, tefekkürünün bir boyutu olmayan şeyleri söylemek Kur'an-ı Ke-rim'de yerilmiştir. Böyle şairler de kötü şairler­dir. "Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar. Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?/{ncak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında ken­dilerini savunanlar müstesna..." (eş-Şuara: 26/224-227.) Müslüman şaire düşen, yine mer­hum İkbal'in deyimiyle, Zinderud (yaşayan ır­mak) olmaktır. Irmağın küçük çayları kendine katarak ummana akması gibi, bütün çayların kendisinde toplandığı Nübüvvet ırmağına katı­larak şair de gerçek bir peygamber varisi olur. Ki o ırmağın aktığı umman tevhid ummanıdır.

Bu vesileyle "Kırk Yağmur Damlası" isimli şiir kitabı, şairinin "YaşayanIrmak" olmaya çalıştığı­nın bir alameti olarak kabul edilebiliriz. Şair Mustafa Ökkeş Evren Nübüvvet pınarından al­dığı "kırk damlayı", çocuk kalbi ve diliyle, çocuk­lar için nakşetmiş satırlara. "Kırk Yağmur Damla­sı" şairin ikinci kitabı. Yahya Alakay tarafından her şiire bir resim eklenmiş. Resimlerle şiirler bir bütün oluşturmuştur. Resimlere dalıp, siz de, içi­nizdeki çocuğa bir yolculuk yapabilirsiniz şiirler eşliğinde. Mustafa Ökkeş Evren'in ilk kitabı olan 'Kuşlarla Uyanmak' da aynı tarz şiirlerle ço­cuklara hitap eden bir kitabtı. Şairin aynı yayı­nevinden çıkan "Naribik" isimli, kısa hikayeler­den oluşan bir kitabı daha var.

İslami edebiyatta numuneleri bolca olan Kırk Hadisgeleneğinin, belki daha önce hiç misali ol­mayan, yeni bir yansıması "Kırk Yağmur Damla­sı". Rasulullah'ın -sav- hadislerinin çocuklara da yansıması gereken, onlara da hitab edebilen bir yönünü göstermekte şair bu şiirlerinde. Belki ço­ğumuzun zihninde, çocuklara Peygamber Efen­dimizin -sav- hadislerini anlatmanın sarih bir yöntemi yoktur. Ya da çocukların hadisleri anla­yamayacağını düşünebiliriz.

M. Ökkeş Evren, "Kırk Yağmur Damlası"yla, Hz. Peygamber'in -sav- hadislerini çocuklarımı­zın zihnine, onların diliyle, onların dünyaların­dan ifade etmeyi başarabilmiş. Bu sebeble, bildi­ğimiz kadarıyla, Kırk Hadis Edebiyatı geleneğin­de bir ilk diyebiliriz. Çocuk edebiyatında, gördü­ğümüz önemli müşkillerden biri de, çocukların diliyle ifade edebilme meselesidir. Çocuk yayın­larının birçoğunda kullanılan dile baktığımızda, söz konusu dilin, çocukların zihin dünyasına hi-tab edebilmekten uzak olduğunu görüyoruz. Şiir­lerin, kitaptaki bir iki şiir haricinde, çocukların rahatlıkla anlayabileceği bir dile sahib olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarına Hz. Peygamber'in -sav- hadislerinin, çocukların dünyasından im­gelerle, onların kavrayabileceği, misallerle anlat­makta zorlanan büyükler için, iyi bir araç Kırk Yağmur Damlası.

Çocukların zihin dünyasının çizgi filmlerin sahte ve tehlikeli kahramanlarının hayalleriyle, sokağın şiddete özendiren gayri ahlaki diliyle, ka­ranlık çevrelerden kalblerine atılan sertlik to-humlarıyla kirletildiği günümüzde, Hz. Ömer'in tavsiyesine uyarak, çocuklarımızın kalbine mer­hamet tohumlarını ekmek, fazilet hisleriyle coş­turmak, şuurlu bir zihnin uyanışını gerçekleştir­mek için şiirin iyi bir araç olduğunu söylemeliyiz. Aynı zamanda şiir, görsel kültürün çocukların hayal dünyasını daraltmasına, ifade kısırlığına yol açmasına mukabil, çocukların dil ve ifade ye­teneklerini geliştiren, hislerini ifade etmeye yara­yan en elverişli bir hitab tarzıdır. Ümmü'l-Mü'minin Hz. Aişe de, "dillerinin tatlılaşması için çocuklara şiir öğretmek gerektiği" tavsiye­sinde bulunmuştur.

Şair Kırk Yağmur Damlasının Masalı'nı an­latmış, önsöz yerine. Şöyle diyor, "Kırk Yaşında­ki Çocuk": "Sevgili Çocuklar, dilinizi kullanarak onun sözlerinden bir deste gül sundum size." Şiirler evvela çocuklara hitap ettiği içindir ki, sanırım bu mülahazayla şair, hadis-i şeriflerin kaynakları­nı zikretmemiş. Zaten umumen bilinen, şifahen de birbirimize naklettiğimiz hadis-i şerifler yer alıyor şiirlerin başlarında. Rahmet ve şefkat pına­rından göğe yükselip, çocukların kalbine damla­yan kırk damla, çocuk kalbinde nebevi gülleri aç­tırmak için kitap sayfalarına düşüyor.

Aferin şiiri,"Sizden biriniz kendisi için arzu edip istediği şeyi din kardeşi için de arzu edip istemedikçe iman etmiş olamaz." hadisinin, şairin dilinden, çocukların dünyasına aktarılışı, en sevdiği oyun­caklarını paylaşmasıdır çocuğun.

Şiirlerde kullanılan anne teması, şairin, kü­çüklükten yetişmesinde, içinde İslami hislerin uyanmasında annesinin rolünü hissettirmekte bi­ze. Şiirlerdeki anne teması bir yönüyle çocuğun hayatında en fazla muhatap olduğu anne olduğu için de çok sık kullanılmış olmalı. Şair, şükrü, Allah'ı sevmeyi, duayı annesinden öğrenmiştir. Annemin Duası bu bağlamda önemli bir şiirdir. Mü'mine anneye hitap ederken şair şöyle der: "Anneciğim/Uzat ayaklarını/Cenneti öpeceğim". Çünkü "Cennet, annelerin ayakları altındadır" buyurulmuştur. Anne Su şiirinde, "Su azizdi/Anne su" diyerek, annenin azizliği hatırlatılıyorken, ay­nı zamanda bu şiirde, çekirdek aile yapısı içinde­ki annelerimizin unuttuğu, çocuğun yıkanırken bile, dinle irtibatını kuran, sesli duası anlatıl­maktadır. "Arılısı, durulusu; sıtması, sayrısı; der­di, marazı; alayı bu sularla gitsin, ak pak olsun ço­cuğumun hem bedeni, hem ruhu" diyen anneler belki farkında olmadan, Müslüman bir zihin inşa ediyorlar, hayatın her alanında Allah ile irtibatlı düşünmeyi çocuklarına öğretiyorlardı. Maalesef modern kültür, yeni Müslüman annelerin çocuk­larını, hayatın her alanıyla İslami bir bağ kurabil­meleri için gereken ruhi ve zihni bütünlükten uzaklaştırıcı bir ortamda büyütmektedirler. Ço­cukların sadece bedenen değil, ruhen gelişmele­rini sağlayacak bir yöntem de duayı çocuklarımı­zın kalbine nakşetmektir. Her şeyin sahibinin Allah olduğunu, O dilemeyince yaprağın dahi düşmeyeceğini, yani Allah'ın kayıtsız iradesini, kulluğun özünü duayla kavratabiliriz çocukları­mıza. Şair çocuğun günlük hayatından bir unsur­la, duayı onun gündemine sokuyor. Tabii yine, çocuğun dilinden anneye hitapla: "Okula gider­ken/Beslenme çantama/En çok/Dua koy anneci-ğim/jAnmesi olmayan/Arkadaşım için" (Dua) Top­rakla oynayan çocuklara kızan annelere Peygam-ber'den -sav- bir hitapla, kızmalarının yersizliği ifade edilmiş: " Toprakla oynamak çocuğun kendi­siyle oynamasıdır." (Toprakta Oyun) Çünkü insan topraktan yaratılmıştır. Çocukluğun, insanın asli fıtratına en yakın hali olarak, toprakla ülfetine anneler kızmamalı... "Anneciğim dört mevsim ba-harımstn benim" diyerek şair, sevgiyi annesinden tevarüs ettiğini ifade etmiştir. Bahar Annem; "Sevgi, veraset yoluyla kazanılır." hadisinin şiirle ifadesi. Elbette üzerinde durulacak şiirler bunlar­la sınırlı değil. Ancak yerimizin sınırlı olması ha­sebiyle, "Kırk Yağmur Damlası"ndan birkaç dam­layı düşürebildik satırlara.

Sanmayın ki bu şiirler sadece çocuklara hitap ediyor: Büyüklerin de, çocuk zihninin safiyetiyle, Peygamber hadislerine yaklaşmaya, onlarda fark edilmeyen hikmetleri kavramaya ihtiyacı vardır. Şairin bu ikramından çocuklarınıza bir pay oldu­ğu gibi, size de bir pay var.

Kapat